Psikodinamik Kavramlar Sözlüğü: Yazılarda Geçen 24 Kavram
Yazan: Dr. Öğr. Üyesi Harun İsmail İncekara · 13 Ekim 2026 · 8 dk okuma
Yazılarda sık geçen bazı kavramlar, ilk okumada yabancı gelebilir: aynalanma, terk depresyonu, bölme, kendilik nesnesi… Bu sözlük, sitedeki yazılarda geçen 24 psikodinamik kavramı tek bir yerde, kısa ve gündelik bir dille toplar.
Her açıklama, kavramın anlatıldığı yazıdan özetlendi; her kartın sonunda o yazının adı yer alıyor. Kavramların ayrıntısını, örneklerini ve bağlamını o yazılarda bulabilirsiniz. Bu sayfa bilgilendirme amaçlıdır; tanı koymak ya da tedavi önermek için hazırlanmadı.
Psikanalizin temel kavramları
Bilinçdışı
Kişinin farkında olmadan taşıdığı yaşantıların alanıdır: anneyle, babayla kurulan ilk ilişkiler, ilk sevgi ve ilk kırılma anları. Psikanalitik bakışa göre bu yaşantılar kaybolmaz; görünmeyen bir biçimde bugünkü ilişkilere, tekrarlara ve bazen semptomlara yansır. Kaynak yazı: “Geçmişe Takılı Kalmak mı, Onunla Yeniden Kurulmak mı?”.
Klasik psikanaliz
İnsanı geçmişinin izleriyle tanımlayan yaklaşımdır. Bu bakışta olmuş olan orada kalır; değişmez, ancak fark edildiğinde anlam kazanır. Terapistin işi bir arkeoloğunkine benzetilir: katmanları tek tek kazarak bastırılmış olanı görünür kılmak. Kaynak yazı: “Geçmişe Takılı Kalmak mı, Onunla Yeniden Kurulmak mı?”.
Çağdaş psikanaliz
Geçmişin var olduğunu ama sabit olmadığını kabul eden yaklaşımdır. Ruhsal yapının, uygun bir alan bulduğunda kendini onarma kapasitesine sahip olduğunu söyler. Bu bakışta kişi geçmişiyle savaşmadan, onu yeniden hayal ederek onarabilir ve bugüne yeni anlamlar katabilir. Kaynak yazı: “Geçmişe Takılı Kalmak mı, Onunla Yeniden Kurulmak mı?”.
Döngüsel sistem
Aynı tür ilişkileri, aynı kırgınlıkları ve aynı sonuçları tekrar tekrar yaşamamızı anlatan kavramdır. Çocuklukta oluşan duygusal örüntüler (sevgi arayışı, onay ihtiyacı, reddedilme korkusu) farkında olmadan bugüne taşınır ve geçmişin savunmaları bugünkü ilişkileri yönetmeye devam eder. Kaynak yazı: “Döngüsel Sistem: Aynı Hikâyeyi Farklı Zamanlarda Yaşamak”.
İlişkisel matriks
Hiçbirimizin aslında tek başına var olmadığını anlatan psikanalitik kavramdır. İnsanlar görünmez bir ağ içinde birbirinin ruh hâline ve davranışına bağlıdır; bir kişideki küçük bir değişim, kelebek etkisinde olduğu gibi tüm ilişki sistemini etkileyebilir. Kaynak yazı: “Bir Kelebek Kanat Çırptığında: İlişkisel Dengenin Görünmeyen Yasası”.
Gelişim ve bağlanma
Bağlanma
Çocuğun sevgiden de önce gelen en temel ihtiyacıdır: yalnızca birine ait olmak değil, dünyanın güvenli bir yer olduğuna inanabilmek. Bakım verenle tekrar eden deneyimler çocuğun iç dünyasında bir bağlanma modeli oluşturur ve bu model yetişkinlikteki ilişkilere de yön verir. Kaynak yazı: “Bağlanmak: Bildiğimiz En Eski Güven Duygusu”.
Ayrışma-bireyleşme
Margaret Mahler'in tanımladığı, çocuğun yaşamın ilk yıllarında anneden ayrı bir varlık olduğunu fark etmeye başladığı süreçtir. Bu dönem hem büyümenin hem de kaybetme korkusunun başladığı yerdir; annenin duygusal varlığını geri çekmesi çocuk tarafından çok ağır bir kayıp olarak yaşanabilir. Kaynak yazı: “Neden Depresyona Gireriz? Terk Edilme Korkusunun Kökü”.
Oedipal çatışma
Psikanalizde çocuğun bir dönem anneye hayranlık duyduğu, babayla da gizli bir rekabet yaşadığı evreyi anlatır. Yazıda vurgulandığı gibi bu yalnızca bir üçgen ilişkisi değildir; güç, sevgi ve suçluluk arasında yaşam boyu süren bir iç denge arayışının temelidir. Kaynak yazı: “Oedipal Çatışma: Güç, Sevgi ve Suçluluk Arasında Sıkışmak”.
Özdeşim
Çocuğun bir ebeveyni kendine örnek alarak onun gibi olmayı ve onunla birlikte var olmayı öğrenmesidir. Oedipal çatışma yazısında sağlıklı gelişimde çocuğun zamanla babayla özdeşim kurduğu, anneyle olan bağın ise büyümenin getirdiği doğal ayrışmaya yerini bıraktığı anlatılır. Kaynak yazı: “Oedipal Çatışma: Güç, Sevgi ve Suçluluk Arasında Sıkışmak”.
Simbiyotik bağ
Anne ile çocuk arasındaki sınırların silikleştiği, annenin benliğini neredeyse çocuğun nefes alışında bulduğu yoğun bir birlik hâlidir. Parçalanmış yakınlıklar yazısında bu bağın aile içindeki dengeleri nasıl etkilediği; eşler arasındaki sınırların silikleşip rollerin karışması anlatılır. Kaynak yazı: “Parçalanmış Yakınlıklar: Arzu, Yasak ve Suçluluk Arasında”.
Olgun benlik
James F. Masterson'a göre olgun bir kişiliğin iki temel göstergesi vardır: sevme kapasitesi ve üretme kapasitesi. Sevmek, birini hapsetmeden ve hapsedilmeden birlikte kalabilmektir; üretmek bir şeyi elde etmek değil, kendini var etmektir. İkisi aynı yere varır: kendilik sınırlarını kaybetmeden temas kurabilmek. Kaynak yazı: “Olgun Benliğin İki Ayağı: Sevmek ve Üretmek”.
Kendilik ve narsisizm
Birincil (normal) narsisizm
Heinz Kohut narsisizmi yalnızca patolojiyle ilişkilendirmez; ona göre narsisizm kendiliğin gelişimi için vazgeçilmez bir enerjidir. Erken dönemdeki bu normal narsisizm, kendilik bütünlüğünün ve özsaygının temelidir. Onu sağlıklı ya da sorunlu kılan, düzeyi ve yönelimidir. Kaynak yazı: “Kohut’a Göre Narsisizm Her Zaman Kötü Değildir”.
Aynalanma
Ebeveynin çocuğun başarılarını, duygularını ve ihtiyaçlarını görüp onaylamasıdır. Kohut'a göre çocuk yeterince aynalandığında birincil narsisizmin enerjisi zamanla sağlıklı bir özdeğer duygusuna dönüşür. Yeterince görülmemiş bir çocuğun "Bak, buradayım" çağrısı, yetişkinlikte de farklı biçimlerde sürebilir. Kaynak yazı: “Kohut’a Göre Narsisizm Her Zaman Kötü Değildir”.
Kendilik nesnesi
Kohut'un kavramıdır: kişinin kendilik duygusunu ayakta tutmak için dayandığı ilişki ya da destektir. Yazıda bu "ayna figürü"nün sevgili, iş, statü, başarı, beden ya da güç olabileceği anlatılır; kişi bunu kaybettiğinde kendilik dağılmaya başlar. Kaynak yazı: “Narsist Ne Zaman Terapiye Gelir?”.
Kendilik üçlüsü
Masterson'ın kişilik gelişiminde tekrarlayan döngü olarak tanımladığı üç aşamadır: kendilik aktivasyonu (kişinin içinden gelen bir istekle "Ben varım" demesi), terk depresyonu (bunun ardından gelen yalnız kalma ve onaylanmama kaygısı) ve savunma (yeniden uyum sağlama, suçluluğu telafi etme). Kaynak yazı: “Kendilik Üçlüsü: Masterson’a Göre Duygusal Döngümüz”.
Terk depresyonu
Çocuklukta ebeveynin ilgisini, sevgisini ya da duygusal varlığını geri çekmesiyle yaşanan ilk kaybın izidir. Yazıda bazı yetişkin kayıplarının bu kadar derin hissedilmesi, kişinin aslında bugünkü kaybı değil, çocukken yaşadığı o ilk terk duygusunu yeniden yaşamasıyla açıklanır. Kaynak yazı: “Neden Depresyona Gireriz? Terk Edilme Korkusunun Kökü”.
İkame nesne
Kohut'a göre her insanın ruhsal bütünlüğü yatıştırıcı bir ilişkiye dayanır; çocuk zamanla bu yatıştırıcı figürü içselleştirir. Bu gerçekleşmediğinde kişi boşluğu, annenin yerine koyduğu ikame nesnelerle doldurmaya çalışabilir. Yazıda bunun örnekleri arasında alışveriş, yeme davranışı ve madde kullanımı sayılır. Kaynak yazı: “Cinsel Sapmalar ve Fetiş Duygular: Yatıştırılamayan Çocuğun İkame Nesneleri”.
Savunmalar ve kişilik yapısı
Savunma
Zihnin, katlanması zor bir duyguyla baş etmek için geliştirdiği korunma yollarıdır. Bu sitedeki yazılarda savunmalar, bir zamanlar kişiyi korumaya çalışmış yollar olarak ele alınır. Örneğin sürekli düşünmek, duygularına karşılık bulamamış bir çocuğun savunması olabilir. Kaynak yazı: “Düşünmenin Arkasına Saklanan Duygular”.
Bastırma
Kabul edilmesi zor dürtü ve duyguların bilinçten uzak tutulmasıdır. Masterson'ın kişilik yapıları yazısında nevrotik yapının bastırma, rasyonalizasyon ve yalıtma ile iç çatışmalarını kontrol altında tuttuğu, ancak bunun duygusal esnekliği kısıtladığı anlatılır. Kaynak yazı: “Kişilik Yapıları: Masterson’a Göre Dört Psikodinamik Örgütlenme”.
Bölme (splitting)
Kişiye bir an çok iyi, bir an çok kötü hissettiren savunmadır. Masterson'a göre borderline kişilik yapısında görülür: iç dünyadaki temsiller kutuplaşmıştır ve kendilik tam olarak bütünleşemediği için ilişkiler yoğun ve değişken olur. Kaynak yazı: “Kişilik Yapıları: Masterson’a Göre Dört Psikodinamik Örgütlenme”.
Büyüklenme ve idealizasyon
Kendini ve ötekini olduğundan büyük görerek içteki değersizlik duygusunu gizleme yoludur. Masterson'ın anlatımında narsisistik kişilik yapısının savunmasıdır; bu yapı terk edilmeden çok değersizlik hissiyle baş etmekte zorlanır. Kaynak yazı: “Kişilik Yapıları: Masterson’a Göre Dört Psikodinamik Örgütlenme”.
Geri çekilme ve duygusal izolasyon
Yakınlığın tehlikeli hissedildiği durumlarda kişinin iç dünyasına çekilmesidir. Masterson'a göre şizoid kişilik yapısında duygusal temas yutulma tehdidi taşır; kişi içe çekilme, soyut düşünme ve yalnızlıkla kendini korur, sevgi ihtiyacını bastırır ama içten içe görülmeyi arzular. Kaynak yazı: “Kişilik Yapıları: Masterson’a Göre Dört Psikodinamik Örgütlenme”.
Suçluluk ve içsel yargılayıcı ses
İçimizde bizi sürekli ölçen, tartan ve kıyaslayan sestir; küçük bir keyfi bile çok görür. Kendine izin vermek üzerine yazıda bu sesin bir zamanlar kişiyi korumaya çalışan bir parça olduğu, bu yüzden terapide onu susturmaya değil anlamaya çalışıldığı anlatılır. Kaynak yazı: “Kendine İzin Vermeyi Öğrenmek”.
Terapi ilişkisi
Eş duyumsal empati
Heinz Kohut'un kavramıdır: empati yalnızca anlamak değil, danışanla birlikte hissedebilmektir. Yazıda iyi bir terapist olmanın kusursuz olmaktan değil kendi yaralarını tanıyabilmekten geçtiği; danışanın iç dünyasına girebilmek için terapistin de kendi iç dünyasında dolaşmış olması gerektiği anlatılır. Kaynak yazı: “Terapistin Kırılganlığı: “Eş Duyumsal Empati” Üzerine”.
Bu sözlük nasıl okunmalı?
Kavramlar birbirinden bağımsız değildir. Örneğin aynalanma, birincil narsisizmin sağlıklı bir özdeğer duygusuna dönüşmesiyle ilgilidir; terk depresyonu ise hem ayrışma-bireyleşme sürecine hem de Masterson’ın kendilik üçlüsüne bağlanır. Bu yüzden bir kavramı okurken, kaynak yazıdaki örnekle birlikte düşünmek onu daha anlaşılır kılar.
Kavramlar, bir insanı tanımlamak ya da bir etiket koymak için değil, yaşananı anlamaya yardımcı olmak için kullanılır. Kendi yaşadıklarınızla ilgili bir soru varsa, bunu genel bir açıklamadan çok, sizinle birlikte konuşarak ele almak daha doğru olur.
Bu yazıyla ilgili danışmanlık alanı
İlgili yazılar