Olgun Benliğin İki Ayağı: Sevmek ve Üretmek
Yazan: Dr. Öğr. Üyesi Harun İsmail İncekara · 1 Ekim 2026 · 1 dk okuma
James F. Masterson’a göre, olgun bir kişiliğin iki temel göstergesi vardır: Sevme kapasitesi ve üretme kapasitesi.
1. Sevmek
Bir insan gerçekten sevebiliyor mu? Yoksa sevgide kayboluyor mu?
Eğer çocuklukta anneyle güvenli bir sevgi ilişkisi kurulamamışsa, yakınlık yutulma korkusu yaratır, uzaklık ise terk edilme kaygısını tetikler. Böyle biri için sevgi, her zaman tehlikelidir: ya kaybolacağı kadar yoğun, ya da donacağı kadar uzaktır.
Yakın olduğunda “yutulacağım”, uzaklaştığında “kaybedeceğim” korkusu… Bu sarkaç, yetişkinlikte de sürer. Kimi insan sevdiğinde tükenir, kimi de sevilmekten kaçar. Oysa sevmek, birini hapsetmeden, ve bir diğeri tarafından hapsedilmeden birlikte kalabilme kapasitesidir.
2. Üretmek
Masterson’a göre üretmek, bir şeyi “elde etmek” değil, kendini var etmektir. Çocuğun anneden ayrılıp kendi yönünü bulmasıyla başlar. 18–24. aylar ayrılmanın, 24–36. aylar ise bireyleşmenin dönemidir. Bu dönemlerde çocuk, “artık yürüyebilirim” derken aslında şunu söyler: “Ben kimim, nereye gitmek istiyorum?”
Gerçek üretkenlik, bu içsel ayrışmanın sonucudur. Bir işi, bir ilişkiyi ya da bir düşünceyi “kendine ait” kılabildiğinde ortaya çıkar. Kendini bir başkasıyla kıyaslamadan, haset etmeden, yalnızca var olarak üretebilmek… İşte olgun benliğin sessiz gücü budur.
Sonunda sevmek de üretmek de aynı yere varır: Kendilik sınırlarını kaybetmeden temas kurabilmek. Ne başkasında eriyerek, ne de yalnızlıkla korunarak… Kendini hissederek, ve kendin olarak kalabilmek.
Bu yazıyla ilgili danışmanlık alanı
İlgili yazılar