Dr. Harun İsmail İncekaraPsikoterapist · AkademisyenWhatsApp
Bağlanma ve İlişkiler

Cinsel Sapmalar ve Fetiş Duygular: Yatıştırılamayan Çocuğun İkame Nesneleri

Yazan: Dr. Öğr. Üyesi Harun İsmail İncekara · 1 Ekim 2026 · 1 dk okuma

Kohut’a göre, her insanın ruhsal bütünlüğü yatıştırıcı bir ilişkiye dayanır. Bebeklikte bu işlevi genellikle anne görür: Bebek korktuğunda, canı yandığında, kaygılandığında annenin sesi, dokunuşu, kokusu onun içsel dünyasını düzenler. Zamanla çocuk bu yatıştırıcı figürü içselleştirir; artık annesi yanında olmasa bile kendini sakinleştirebilir.

Ama bazı çocuklar bu düzenleme deneyimini yeterince yaşayamadan büyür. Anne oradadır ama duygusal olarak “ulaşılamazdır” — ya soğuktur, ya kendi ihtiyaçlarına gömülüdür, ya da çocuğun duygusuna eşlik edemez. Bu durumda çocuk kendi içinde bir boşluk hisseder. Ve o boşluğu doldurmak için, annenin yerine ikame edici geçiş nesneleri geliştirir.

Bu nesneler zamanla yetişkinlikte farklı biçimlerde geri döner: bir ayakkabı, bir vücut parçası, bir pornografik sahne, bir madde ya da alışveriş… Hepsi aynı amaca hizmet eder:

“İçimdeki kaygı yükseldiğinde, beni sakinleştirecek bir şey bulmalıyım.”

Kişinin iç dünyasında bir dalgalanma olur — terk edilme, yalnızlık, başarısızlık, reddedilme… İşte o anda çocuklukta kuramadığı füzyonun sarsılma hissi belirir. Ve birey, anne yerine koyduğu o ikame nesneyi hemen devreye sokar: mastürbasyon, alışveriş, pornografi, madde kullanımı, yeme davranışı…

Bilinçdışı düzeyde bu bir yardım çağrısıdır:

“Anne, beni sakinleştir.”

Cinsel sapma ya da fetiş, bu anlamda yalnızca bir dürtü değil, düzenleyici bir savunmadır — yani “içsel kaosu yatıştırma” çabasıdır.

Terapide amaç, fetişin kendisini ortadan kaldırmak değil, o fetişin temsil ettiği ilişkisel ihtiyacı anlamaktır. Çünkü kişi o ihtiyacı fark edip duygusal olarak taşıyabildiğinde, nesneye olan bağımlılığı yavaş yavaş çözülür.

← Tüm yazılar

Bu satırlarda kendinizden bir parça bulduysanız

Görüşmeler birebir ve gizli tutulur; yalnızca online yürütülür. Nereden başlayacağınızı bilmiyorsanız, derdinizi tek cümleyle yazmanız yeterli.