Bağlanmak: Bildiğimiz En Eski Güven Duygusu
Yazan: Dr. Öğr. Üyesi Harun İsmail İncekara · 1 Ekim 2026 · 1 dk okuma
Bir çocuğun en temel ihtiyacı sevgiden önce bağlanmadır. Bağlanma, sadece birine ait olmak değil; dünyanın güvenli bir yer olduğuna inanabilmektir. Çocuk, ötekinin ona nasıl yaklaştığını, hangi durumda nasıl tepki verdiğini gözlemler. Bu tekrar eden deneyimler, onun iç dünyasında bir bağlanma modeli oluşturur. Ve o model, yetişkinlikte de ilişkilerini yönetir.
Eğer çocuk, kendisine sürekli öfkeyle, aşağılama veya cezayla yaklaşan bir ebeveynle büyümüşse, işte o deneyim onun için “bağlantı kurmanın” yolu haline gelir. Dövülmek, aşağılanmak, reddedilmek acı verir — ama tanıdıktır. Çünkü o, “yakınlığın tek biçimi budur” diye öğrenmiştir. Bilinçdışında şunu söyler gibidir:
“Acı bile olsa, kopmaktansa bağlantıda kalmak isterim.”
Bu nedenle yetişkinlikte kurulan ilişkilerde aynı senaryo tekrar eder. Kimi zaman kişi, çocukken onu aşağılayan babaya benzeyen birine bağlanır; kimi zaman annesinin duygusal yokluğunu taşıyan bir partnere. Evliliğinde aşağılanır, ama kopamaz. Çünkü acı bile olsa, o acı güvenlidir.
Bağlanma sistemi, iyi ya da kötü, her zaman rahatlama sağlar — çünkü tanıdıktır. İlişkide döngüler, roller, duygular tekrar eder. Bu tekrar aslında bir çocuğun sessiz umududur:
“Belki bu kez sonunda biri beni farklı sever.”
Ama o fark, dışarıdan değil, içeriden gelir. Çocuklukta acıyla kurulmuş bağları iyileştirmek, bugün o bağı sürdürme biçimimizi fark etmekle başlar.
Bu yazıyla ilgili danışmanlık alanı
İlgili yazılar